Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler

TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARA İLİŞKİN TEBLİĞ KAPSAMINDA DÖVİZ CİNSİNDEN VE DÖVİZE ENDEKSLİ SÖZLEŞMELER AÇISINDAN YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER VE BU DEĞİŞİKLİKLERİN DOĞURABİLECEĞİ HUKUKİ PROBLEMLERE GENEL BİR BAKIŞ 

Av. Esra HANSU

ÖZET

28/2/2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in mülga 8 inci maddesi başlığı ile birlikte[1] döviz cinsinden ve dövize endeksli sözleşmeler yeniden düzenlenmiştir. İlgili düzenlemede hangi sözleşmelerin bedellerinin  ne kadar süre ile  TL’ye çevrilmesi gerektiği, TL’ye çevrilirken kurların hangi miktar üzerinden hesaplanacağı belirtilmekle beraber söz konusu değişimden kaynaklı zarara uğrayabilecek firmaların haklarının nasıl korunacağına veya 2 yıl süre ile sınırlandırılan bu düzenlemenin 2 yılın sonunda ne olacağına  ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

  1. GİRİŞ

 

Türk Parası Kıymetini Koruma Kanunu Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yayılmasına Dair 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile birlikte  “28/2/2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in mülga 8 inci maddesi başlığı ile birlikte Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler yeniden düzenlenmiştir.

85 sayılı bu karar ile birlikte 32 sayılı Karar’ın 4. maddesine (g) bendi eklenmiş ve  “Türkiye’de yerleşik kişilerin 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in mülga 8 inci maddesi başlığı altında belirlenen istisnalar dışında kalan kendi aralarında yaptıkları menkul ve gayrimenkul alım satımına, kiralamalarına ilişkin sözleşmelerde, iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması yasaklanmıştır.

 

Makalenin ilk bölümünde, düzenlemede ifade edilen terimlerin açıklamaları yapılarak hangi sözleşmelerin yasak hangilerinin istisna kapsamında değerlendirileceği, yasakların ve istisnalarının içeriğinin ne olacağı tek tek açıklanacaktır.

Makalenin ikinci bölümünde ise, ilgili düzenlemeye göre sözleşme bedellerinin hesap edileceği kurun taraflar arasında ihtilafa sebep olması halinde hangi hukuki yollara başvurulabileceği, yapılacak hukuki başvuruların çözümünün ne şekilde olması gerektiğine ilişkin açıklamalar yapılacaktır.

Makalenin son bölümünde ise düzenlemenin geçerli olacağı 2 yıllık sürenin sonunda tarafların nasıl bir yol izleyeceğine ilişkin tebliğ içeriğinde nasıl bir düzenlemeye yer verildiği ve bu düzenleme karşısında nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine ilişkin görüşler paylaşılacaktır.

  1. Tebliğ Kapsamında Değerlendirilecek Kişi ve Sözleşmeler

Makalenin özet  kısmında da belirtmiş olduğumuz üzere 28/2/2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in mülga 8 inci maddesi başlığı ile birlikte  döviz cinsinden ve dövize endeksli sözleşmeler yeniden düzenlenmiştir. Bu bölümde tebliğ ile değiştirilen maddenin düzenlemelerine ve açıklamalarına yer verilirken yasaklı kişi ve sözleşmeler ile istisna kapsamında olan  kişi ve sözleşmeler ayrı ayrı açıklanması halinde karışıklığa sebep olabileceğinden bir arada açıklanacaktır. Nitekim yapılan düzenleme de maddeler konularına göre sınıflandırılmış ve yasaklı olan kişi ve sözleşmelerle bunların istisnaları birbirine bağlı şekilde aktarılmıştır.

Tebliğde yapılan düzenlemenin kapsamını oluşturan 8. maddenin 1. bendinde, Türkiye’de yerleşik kişilerin[2] serbest bölgeler hariç tutulmak kaydı ile  yurt içinde yer alan  ev, konut, arazi, arsa, tarla, işyeri de dahil tüm taşınmaz satışlarında satış bedelini ve sözleşmeden kaynaklanan diğer yükümlülüklerinin TL olarak belirlenmesinin zorunlu olduğuna yer verilmiş olup, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin veya dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan ve ya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahiplerinin veya ortak kontrol ve kontrolüne sahip bulunduğu şirketler ile serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin alıcı ve ya kiracı olarak taraf oldukları sözleşmeler istisna kapsamına alınmıştır.

Tebliğin kapsamını oluşturan 8. maddenin 2. bendinde   ise Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri, konusu serbest bölgeler hariç yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar denmiştir. Bu bendin istisnası ise; Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama tesislerinin işletilmesi amacıyla kiralanmasıyla ilgili gayrimenkul kiralama sözleşmeleri  ve gümrüksüz satış mağazalarının kiralanmasına ilişkin gayrimenkul kiralama sözleşmeleri istisna kapsamına alınmıştır.

Düzenlemenin 3. bendinde,  Türkiye’de yerleşik kişilerin iş sözleşmelerindeki ücret ve diğer yükümlülüklerin TL olarak belirlenmesi gerektiği ve dövize endeksli olarak yapılamayacağı belirtilmiş, işçinin yurt dışında işverenin bünyesinde işini icra etmesi durumu  istisna kapsamında tutulmuştur. Yine bu madde ile bağlantılı olan 11. bend de ise; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin taraf olduğu iş sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür denilerek iş sözleşmesi açısından  yabancılık unsuru taşıyan bu iki hali istisna kapsamında tutmuştur. İstisna kapsamında tuttuğu diğer haller  ise, gemi adamlarının taraf olduğu iş sözleşmeleri ve dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketlerin yapacağı iş sözleşmeleri de istisna kapsamına dahil edilmiştir.

Düzenlemenin 4. bendi Türkiye’de yerleşik olan kişilerin kendi aralarında yaptıkları ve istisna kapsamında olmayan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmelerinde[3] sözleşme bedelinin TL cinsinden belirtilmesi zorunlu kılınmış ve istisna kapsamındaki sözleşmeler de ayrıca belirtilmiştir. Bu bend içeriğinde yer alan istisnalar 4 madde halinde sıralanmıştır. Bunlar;

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri,[İki taraftan birinin yabancı olması, yurt dışındaki bir firma için avukatlık hizmeti vermek amacıyla yapılan hizmet sözleşmesi örneği gibi]

İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında akdedecekleri, Türkiye’de başlayıp yurt dışında sonlanan ve yurt dışında başlayıp Türkiye’de sonlanan ve yurt dışında başlayıp yurt dışında sonlanan  tüm hizmet sözleşmeleri.[4]Madde içeriğinden de anlaşılacağı üzere tüm istisnalar ülkeye döviz kazanımı sağlayacak ve yabancılık unsuru taşıyan  sözleşmeleri kapsamaktadır. Bu maddenin kapsamında yer alan taşımacılık sözleşmesinin istisnası tebliğ hükmünün 17. bendinde yer almıştır. Bu bende göre; Türkiye’de yerleşik yolcu, yük veya posta taşıma faaliyetinde bulunan ticari havayolu işletmeleri; hava taşıma araçlarına, motorlarına ve bunların aksam ve parçalarına yönelik teknik bakım hizmeti veren şirketler; sivil havacılık mevzuatı kapsamında havalimanlarında yer hizmetleri yapmak üzere çalışma ruhsatı alan veya yetkilendirilen kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği statüsündeki kuruluşlar ile söz konusu kuruluşların kurdukları işletme ve şirketler ile doğrudan veya dolaylı olarak sermayelerinde en az %50 hisse oranına sahip olduğu ortaklıkların Türkiye’de yerleşik kişilerle döviz cinsinden veya dövize endeksli bedeller içeren gayrimenkul satış, gayrimenkul kiralama ve iş sözleşmeleri haricindeki sözleşmeleri akdetmeleri mümkündür.

Düzenlemenin 5. bendi eser sözleşmelerini düzenlemiştir. Konuya ilişkin yapılan ilk düzenleme eser sözleşmesinin kapsamını daraltarak sadece gemilerin inşası tamiri ve bakımına ilişkin eser sözleşmelerini istisna kapsamında tutmaktaydı. Fakat 16.11.2018 tarihinde konuya ilişkin yapılan yeni bir düzenleme ile birlikte döviz cinsinden maliyet içeren tüm eser sözleşmelerinin bu tebliğin istisnası kapsamında değerlendirilmesine karar verildi.

Düzenlemenin 6. ve 7. bendleri Türkiye’de yerleşik kişilerin yapmış olduğu  menkul satış ve kiralama  sözleşmelerini düzenlemiştir. İlgili düzenleme gereğince taşıt[5] satış ve kiralama sözleşmelerinin dışındaki menkul satış ve kiralama sözleşmelerinin döviz ile yapılabileceği yönündedir.[6]   Kanaatimce bu maddelerden anlaşılması  gereken şey düzenlemenin istisna haricindeki tüm menkulleri kapsaması gerektiğidir.

Düzenlemenin 8. bendinde ise; Yurtdışı menşeili yazılım ve donanımlara ilişkin yapılacak lisans ve devir sözleşmelerinde, sözleşme bedellerinin döviz olarak kararlaştırılabileceği düzenlenmiştir.

  1. bend de, 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda tanımlanan gemilere[7] ilişkin finansal kiralama (leasing) sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının mümkün olduğu düzenlenmiştir.

Düzenlemenin 10. bendin de, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 17 ve 17/A maddeleri[8] kapsamında yapılacak finansal kiralama (leasing)[9] sözleşmelerine ilişkin bedellerin döviz cinsinden kararlaştırılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir. Düzenlemenin 11. bendi yukarıda açıklanan 3. bend kapsamında değerlendirilmiştir.

Düzenlemenin 12. bendinde, Kamu kurum ve kuruluşları ile Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerinin taraf olduğu gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür denmiştir.

  1. bend de ise, Kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu döviz cinsinden veya dövize endeksli ihaleler, sözleşmeler ve milletlerarası antlaşmaların ifası kapsamında olmak kaydıyla; yüklenicilerin üçüncü taraflarla akdedeceği gayrimenkul satış, gayrimenkul kiralama ve iş sözleşmeleri dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür denerek aslında yüklenicilerin hizmet sözleşmesi kapsamında alacağı danışmanlık hizmetlerinin döviz cinsinden yapılabileceği açıkça belirtilmiştir.

Düzenlemenin 14. bendi;   Hazine ve Maliye Bakanlığının 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında[10] gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili olarak yapılan sözleşmelerde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasını mümkün kılmıştır.

Düzenlemenin 15. bendi;  6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile bu Kanuna dayalı olarak yapılan düzenlemeler çerçevesinde sermaye piyasası araçlarının (yabancı sermaye piyasası araçları ve depo sertifikaları ile yabancı yatırım fonu payları da dahil olmak üzere) döviz cinsinden oluşturulması, ihracı, alım satımı ve yapılan işlemlere ilişkin yükümlülüklerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür.

  1. bend de yurtdışı menşeili şirketlerin Türkiye’de bulunan şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu ile imzalanan sözleşmeler ile Türkiye’de yerleşik olmasına rağmen yüzde ellisi veya daha fazla payı yabancı kişilere doğrudan veya dolaylı olarak ait olan şirketlerin imzalayacağı iş ve hizmet sözleşmelerinde hizmet alan taraf olması koşuluyla bedellerin döviz olarak belirlenebileceği düzenlenmiştir.
  2. bend uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evraklarda yer alan bedellerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi mümkün değildir denerek sözleşme sonucunda verilen kıymetli evrakların da çek bono gibi TL’ye çevrilmesi gerektiği aktarılmıştır.
  3. bend de Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendi uygulamasına atıfta bulunularak dövize endeksli sözleşmenin tanımına yer verilmiştir. Bu tanıma göre yasaklı sözleşmelerin bedelinin altın olarak belirlenmesi de mümkün olmayacaktır.
  4. bend de tanımı yapılan Türkiye de yerleşik kişi kavramına makalemizin 2. atfında yer verilmiştir.
  5. bend de ise; akdedilecek sözleşmelerde istisna kapsamına alınan, ancak Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedilmiş bulunan sözleşmeler de anılan geçici madde hükmünden istisnadır denerek istisnanın kapsamı belirtilmiştir. 22. bende ilişkin açıklamamız 6 numaralı atıfta yapılmıştır.
  6. bend de makalemizin 2. kısmında ayrıntılı olarak açıklanmakla birlikte kısaca yürürlükteki sözleşmelerin ilgili karara uygun hale getirilmesi için 30 günlük uyum süresi öngörülmüştür. Dolayısıyla 13.10.2018 tarihine kadar eskiden imzalanmış ve yürürlükte olan sözleşmelerin revize edilmesi ve 13.09.2018 tarihinden sonra imzalanacak sözleşmelerin de TL cinsinden düzenlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.[11]
  7. Sözleşme Bedellerinin Tespiti ve Bu Tespitten Kaynaklı Ortaya Çıkabilecek Hukuki Problemlerin Çözümüne İlişkin Tespitler

Borçlar hukukunda sözleşmeler hakkında uygulanan temel ilkelerden biri de “ahde vefa” (pacta sunt servanda) ilkesidir.

 

[1] Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, Bkz.https://www.lexpera.com.tr/resmi-gazete/metin/RG801Y2018N30557S20183251/1/madde-1

[2] Tebliğ ile Türkiye’de yerleşik kişi kavramı açılarak aşağıdakilerin Türkiye’de yerleşik olarak değerlendirileceği düzenlenmiştir:

Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki; şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, işlettiği veya yönettiği fonlar, yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler ve doğrudan ya da dolaylı olarak sahipliklerinde bulunan şirketlerin Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamında Türkiye’de yerleşik olarak değerlendirilirmiştir. Bu durumun tek istisnası sözleşmenin yurt dışında ifa edilmesi durumunda Türkiye’de yerleşik kişi olarak kabul edilmeyeceğine ilişkindir.

[3] Hizmet sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 393. maddesinde açıklanmıştır. İlgili maddeye göre; “Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” Burada üzerinde durulması gereken üç nokta vardır. Bunlar iş görme, ücret ve bağımlılık. Örneklendirecek olursak avukatlık sözleşmesi bir hizmet sözleşmesidir.

[4] Elektronik Haberleşme Kanunu’nun Tanımlar ve kısaltmalar başlıklı 3. maddesinin h bendinde elektronik haberleşme tanımı şu şekilde verilmiştir. ‘’ Elektriksel işaretlere dönüştürülebilen her türlü işaret, sembol,ses, görüntü ve verinin kablo, telsiz, optik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, elektrokimyasal, elektromekanik ve diğer iletim sistemleri vasıtasıyla iletilmesini, gönderilmesini ve alınması. GSM operatörleri tarafından verilen hizmet bir elektronik haberleşme hizmeti sözleşmesine örnek olacaktır.

[5] İş makineleri, tebliğe ilişkin son düzenleme olan 16.11.2018 tarihli değişiklikle birlikte istisna kapsamına alınmıştır.

[6] Tebliğ’in 22. bendi, 13.09.2018 tarihinden önce imzalanmış taşıt kiralama sözleşmeleri istisna kapsamına alındığını belirtmiştir. Bu sebeple bu tarihten sonra yapılan taşıt kiralama ve satış sözleşmeleri tebliğ kapsamında TL cinsinden yapılmak zorundadır.

[7]4490 sayılı Türk Uluslarası Gemi Sicili Kanunu uyarınca gemi, Kabotaj ve/veya kabotaj harici sularda ticari amaçla kullanılan her türlü yük, yolcu ve açık deniz balıkçı gemileri ile özel maksatlı ve özel yapılı gemiler olarak tanımlanmıştır.

[8] Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 17 ve 17/A maddeleri Yurtdışından Temin Edilen Krediler ile ilgilidir.

Döviz geliri olmayan Türkiye’de yerleşik kişiler yurt dışından döviz kredisi temin edemez. Ancak, aşağıda sayılan hallerde döviz geliri olması şartı aranmaz:

  1. a) Kamu kurum ve kuruluşları, bankalar ile Türkiye’de yerleşik finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri ve finansman şirketlerinin kullanacakları döviz kredileri.

[9] Leasing (finansal kiralama) bir yatırım malının mülkiyeti leasing şirketinde kalarak belirlenen kiralar karşılığında kullanım hakkının kiracıya verilmesi ve sözleşmede belirtilen sözleşme süresi sonunda mülkiyetin kiracıya geçmesini sağlayan bir finansman yöntemidir.

[10] Bu Kanun; merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları, kamu iktisadi teşebbüslerini, özel hukuk hükümlerine tâbi olmakla beraber sermayesinin  yüzde ellisinden fazlası kamuya ait olan kuruluşları, fonları, kamu bankalarını, yatırım ve kalkınma bankalarını, büyükşehir belediyelerini, belediyeleri ve bunlara bağlı kuruluşlar ile sair yerel yönetim kuruluşlarını, yap-işlet-devret, yap-işlet ve işletme hakkı devri ve benzeri finansman modelleri çerçevesinde gerçekleştirilmesi öngörülen projeler kapsamında ödeme yükümlülükleri Hazine Müsteşarlığınca garanti edilen kuruluşları ve hibelerle sınırlı olmak kaydıyla sivil toplum örgütlerini kapsar.

[11] Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenecektir. Bu konuyla ilgili çıkabilecek hukuki uyuşmazlıklara ilişkin bulunabilecek çözüm yolları makalemizin 2. Bölümünde aktarılacaktır.

Bir yorum yazın